– Fikret Hoca Blog –

Bilgi

Bu yazı 23 Şub 2013, tarihinde yazılmıştır. Bu yazı güncelliğini yitirmiş olabilir.

Bu yazı şunlarla etiketlenmiştir:

, ,

Futbol Endüstrisi

soccer-fansHaşmet Babaoğlu’nun Futbol, diyeceğim, okumayacaksınız! (6/2/13-Sabah) başlıklı köşe yazısını okumak bana çok iyi geldi. Özellikle futbol camiasından birinin futboldan bu şekilde bahsetmesi gerçekten düşünülmesi gereken bir durum. Haşmet Babaoğlu yazısında, futbol endüstrisinin ve bu endüstrinin müşterilerinin ne hale geldiğini çarpıcı örneklerle yazmış. Gecikmiş bir yazı bence ama cesareti için tebrikler.

Futbol bir spor mu?  Futbol; sahada, beyaz çizgilerin içinde oynanan bir oyun diye bilinir. Peki acaba şu anda sadece o beyaz çizgilerin içinde mi oynanıyor! Gördüğümüz kadarıyla o çizgilerin dışında da çok oyunlar dönüyor. İşte bu noktada spor olma özelliğini kaybediyor kanımca.

Hisse senedi olan bir takım size mantıklı geliyor mu? Şirketlerin hisse senedi olmaz mı? O zaman takımlar şirket olmamışlar mı? Takım tutanlar aslında bir şirketi tutmuş olmuyorlar mı? Peki bir şirketi tutmak mantıklı mı? Burada işler kopuyor. Adları spor kulübü olan büyük şirketler ve onların taraftarı olduğunu zanneden müşterilerinin olduğu büyük bir sektör var.

Haşmet’in de dediği gibi taraftarlığı din gibi benimsemiş ve hayatta sadece futbol keyfine bel bağlamış insanlar var. Yazık… Başka hiçbir canlıda olmayan aklı, bedeni bu uğurda feda etmek. Bunu da zevk aldığını söyleyerek savunmak. Hayatta başka hiçbir sosyal faaliyette bulunmamış birinin sadece futboldan zevk alması kabul edilebilir ancak anlamadığım insanların neden bu konu hakkında hiç  düşünmedikleri. Düşünmek insan için zor mu geliyor acaba?

Haşmet yazısının devamında şunları söylüyor: “Biraz uzaktan ve serinkanlı bakınca futbolun hem toplumsal ahlakı, hem de insanların yaşam sevincini içten içe çürütmeye başladığını görmemek imkânsız. … Geniş bir kesim de futbolu giderek kişisel kazanç ve keyif arayışına (kumar heyecanı) endeksliyor. Anadolu’da bahis yüzünden ailelerin yıkıldığı; babalarla oğulların birbirine girdiği, çiftin çubuğun satıldığı kasabalar var. Bazıları da çıkmışlar, hâlâ futbolun barışından, kardeşliğinden, sevgisinden dem vuruyorlar. Ne yalan ama!..”

İnsanlar kendileri için neyin iyi neyin kötü olduğunu düşünmedikleri sürece başkaları onların yerine düşünmeye devam edecektir.

Bu konuda fikriniz var mı?